Yetişkinlik hayatında, çoğumuz bazen beklenmedik durumlarla karşılaşarak aşırı duygusal tepkiler verebiliyoruz. Duygularımız mantığımızı geçerek; eleştirilerden veya reddedilme korkusundan etkilenmemize neden olabiliyor. İşte bu noktada devreye “içimizdeki çocuk” kavramı giriyor. Peki, bu kavram gerçekten var mı ve nasıl hissediyoruz?
Bu içsel benlik, aslında geçmişte yaşanmış deneyimlerin temelini oluşturuyor. Çocukluk evresinde edinilen duygusal anılar, ilerleyen yaşlarda duygu ve düşünce süreçlerimizi şekillendiriyor. Dolayısıyla iç çocuk terimi, kişinin geçmişindeki mutlulukları ya da hayal kırıklıklarını anlayabilmek için psikologlar tarafından kullanılan bir metafor niteliğinde.
Çocuk ürünlerinde hissettiğimiz sevinçlerden tutun da korkulara kadar birçok duygunun temeli, en çok genç yaşta atılıyor. İnsanların inanç sistemleri ve dünyaya bakış açıları büyük oranda çocukken edindiği tecrübelerin sonucudur. Örneğin güvenin öğrenilmesi veya sevgi algısının şekillenmesi gibi unsurlar, tam da bu dönemde gelişir.
Peki iç çocuğun etkileri günlük yaşamda nasıl gözlemlenir? Söz gelimi; bir arkadaşın mesajına geciken yanıtı ya da partnerin ilgisinin azalması sonucunda kişinin tepkisi abartılı olabilir. Bu durum geçmişten kalan terk edilme ya da ihmal deneyimlerinin hatırlatması olarak değerlendirilebilir.
Aynı şekilde sürekli onay arayışı içinde olmak veya eleştiriye aşırı hassas davranmak da zamanla kişiyi zor durumda bırakabilir. Özellikle yetişkinlikteymişiz gibi hissedip başkalarını üzmekten kaçınmaya çalışmak; aslında çocukluktan gelen ilişki kalıplarına dayanıyordur.
Dahası iç çocuk sadece yaraları değil; aynı zamanda yaratıcı yönleri de temsil eder. Meraklı bir ruh hali ya da neşe ile oyun oynama isteği gibi pozitif özellikler de bu kavrama dahildir. Yani içimizde saklı olan bu küçük benlik yalnızca olumsuzluklarla ilgili olmayıp hayat enerjimizi artırma potansiyeline de sahiptir.
Sonuç olarak, kendi üzerimizde yaptığımız farkındalık arttıkça birey olarak kendimize daha sağlıklı bir yaklaşım geliştirmeye başlayabiliriz. İyi ilişkiler kurmak adına son derece önemli olan bu farkındalık süreciyle geçmişimizi anlamak mümkündür ve değişimin ilk adımı için gerekli zihinsel hazırlıkları yapmak bizlere fayda sağlar.